'Demokratik çözüm' masalına sığınmak! / S. Yüksel Cebeci
Tarih: 16.10.2004 Saat: 05:07
Konu: Basın-Yazarlar


GAZETECİ büyüklerimizden rahmetli İrfan Derman, Kürtçü olduğunu bildiği bir avukat arkadaşına sohbet sırasında sormuş:
- Neden eveleyip geveliyorsunuz kardeşim? Türkiye'den ayrılmak mı istiyorsunuz, bağımsızlık mı istiyorsunuz, federasyon mu istiyorsunuz? Dilinizin altındaki baklayı çıkarın artık!
Kürtçü avukat, yüzüne yayılan alaycı ve aşağılayıcı gülümseme ile, şu cevabı vermiş merhum Derman'a:


- Türkiye'yi yönetmek istiyoruz!
- Yönetmediniz mi? Bu ülkede Kürt *****hurbaşkanı oldu, Kürt Senato Başkanı oldu, Kürt başbakan oldu, sayısız Kürt bakanlık yaptı. Bürokrasinin her kademesinde sayısız Kürt var. Daha ne istiyorsunuz?
- Türkiye'yi biz yönetmek istiyoruz!
- Yani?
Yani'sini merhum İrfan Derman şöyle açıklıyordu:
- Kürtçü avukat arkadaşım, Türkiye'deki Kürt vatandaşlarımızdan çoğunun kendisi gibi düşünmediğini bile bile, 'Siz Türkiye'yi yeteri kadar yönettiniz, bundan böyle biz yöneteceğiz' demek istiyordu. Parlamento Kürtler'den oluşmalı, *****hurbaşkanı, başbakan, genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanları Kürt olmalıydı! Türkiye bölünmeyecek, tamamı Kürtler'in olacaktı!
Türkiye'deki milyonlarca Kürt kökenli vatandaşımız devletine ve bayrağına sadakatle bağlı... Ancak, sayıları çok az olsa da, 'Türkiye'yi artık biz yöneteceğiz' diyebilecek kadar pervasızlaşan Kürtçüler de var.
Dillerinin altındaki bakla
TÜRKİYE'NİN AB üyeliğinin tartışıldığı Fransa Parlamentosu'nda, Başbakan Raffarin'in 'Türkiye'yi umutsuzluğa düşüremeyiz ve dışlayamayız' dediği saatlerde, Avrupa Parlamentosu'nda konuşması ayakta alkışlanan Leyla Zana'nın da Türkiye'yi yönetmeye talip Kürtçüler'den olmadığını söyleyebilir misiniz?
Leyla Zana ne diyordu Türkçe-Kürtçe konuşmasında:
- Hükümet, Kürt sorununun demokratik çözümünü artık adını koyarak gündeme almalıdır.
Ne demek 'Kürt sorununun demokratik çözümü'?
Merhum İrfan Derman'ın Kürtçü avukata söylediği gibi, Leyla Zana ve hempaları da eveleyip gevelemekte, dillerinin altındaki baklayı çıkarmamaktadırlar. Nedeni de bellidir. Zana, Avrupa Parlamentosu'nda, Parlamento Başkanı Josep Borrell Fontelles ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, 'Türkiye'nin hassasiyeti nedeniyle basından anlayış beklediğini' ve fazla soru yanıtlamayacağını söylemiştir. Fazla soru yanıtlamakla, istemeyerek de olsa dilinin altındaki baklayı çıkarmaktan mı korkmuştur?
Öyle ya, bir 'Kürt sorunu'ndan söz edilmekte ve 'Bu sorunun demokratik çözümü' istenmekte, ama sorunun ne olduğu ve demokratik çözümünün nasıl gerçekleştirileceği bir türlü açıklanmamaktadır.
Kaldı ki, -eğer varsa- 'Kürt sorunu'nu yaratan kimdir? Türkiye'de Laz, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Gürcü yok da sadece Kürt ve Kürt sorunu mu var?
Hem suçlu, hem güçlüler
BÖLÜCÜ terör örgütü PKK ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle mahkum olan ve cezaevinde yatan Leyla Zana şimdi, hiç yüzü kızarmadan, 'Çatışma ve şiddet zeminini ortadan kaldırmak en acil ihtiyaçtır' diyebilmektedir.
Türkiye'de çatışma ve şiddet zeminini yaratan kimdir? Türkiye *****huriyeti devleti mi, yoksa PKK ve işbirlikçileri mi?
Leyla Zana, yüzü kızarmadan, 'diyalog, uzlaşı ve barış'tan söz edebilmektedir.
Türkiye'de barışı bozan kimdir? 'Öl öldür değil, yaşa yaşat', öyle mi? Aralarında henüz doğmamış veya yeni doğmuş bebeklerin de bulunduğu çoğu Kürt kökenli otuz bin vatandaşımızı neden yaşatmadılar?
Bugün meydanı boş sanıp bol bol konuşanlar, önce ellerindeki kan izlerine baksınlar! 

S. Yüksel Cebesi /H.O Tercüman






Bu haberin geldigi yer: Bozkurt NET
http://www.ulkuocagi.net

Bu haber icin adres:
http://www.ulkuocagi.net/modules.php?name=News&file=article&sid=2333